5 ARALIK KADINLARA SEÇME VE SEÇİLME HAKKI’NIN VERİLİŞİ

5 ARALIK KADINLARA SEÇME VE SEÇİLME HAKKI’NIN VERİLİŞİ’NİN

86. YIL DÖNÜMÜ BASIN BİLDİRİSİ

Seçim hakkı, siyasal yaşama katılım hakkıdır. Temsili demokrasilerde, halkın adına karar almak, seçimle iş başına gelen yöneticilere bırakılırken Ülke yöneticilerini kimin ve kimler arasından seçileceği sorunu, demokrasinin en temel sorunlarından biri olarak karşımıza çıkar. Siyasal hakların başında gelen Seçme ve seçilme hakkı, bireylerin; yerel ve ulusal meclisler, belediye başkanlığı, şehir yöneticiliği, devlet başkanlığı vb. yerel ve merkezi karar ve yönetim organlarına seçilecek kişileri oylarıyla belirleyebilme ve buralara seçilmek için aday olabilme hakkıdır.

Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarında, 1926 - 1934 yılları arasında gerçekleştirilen Atatürk Devrimlerinin bir kısmı, kadınların sosyal ve kültürel alanlarda, eğitimde, hukukta, aile içinde, çalışma hayatında, toplumsal yaşamda ve siyasette erkeklerle eşit haklara sahip olmasını hedeflemiştir.

Kurtuluş savaşındaki yarattıkları kahramanlık ve fedakârlık destanlarından sonra Türk kadınları 1923’ten itibaren seçme, seçilme ve oy hakları peşinde koşarak siyasal hakları için mücadele etmeye başlamışlardır. 1923’te Nezihe Muhitin’in önderliğinde kurulan Kadınlar Halk Fıkrası’na kadınların seçme ve seçilme hakkı bulunmadığı gerekçesiyle izin verilmeyince parti varlığını sürdürmek için Türk Kadın Birliği olarak örgütlenmiştir. Kadınlar 10 yıl boyunca oy hakkı peşinde koşmuşlar ve yeni kurulan genç Türkiye Cumhuriyeti ve Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ten seçme ve seçilme haklarına sahip olmayı talep etmişlerdir.

Çağdaş, demokratik ve laik bir Türk toplumunu hedefleyen başta Mustafa Kemal Atatürk, Yeni Kurulan Türkiye cumhuriyeti Meclisi, kadınların insan haklarından eşit olarak yararlanması için gerekli düzenlemeleri yaparak kadınların seçme ve seçilme haklarını tanımışlar, kadınların iktisadi ve siyasal yaşama katılmaları yönünde bir dizi değişiklik yaparak, 1930'da belediye seçimlerinde seçme, 1933'te çıkarılan Köy Kanunu'yla muhtar seçme ve köy heyetine seçilme, 5 Aralık 1934'te Anayasa'da yapılan bir değişiklikle de kadınların milletvekili seçme ve seçilme hakları sağlanmıştır.

86 yıl önce gerçekleştirilen kadının seçme ve seçilme hakkı, tarihsel bağlamıyla kadın haklarında son derece çağdaş ve ilerici bir yasal düzenleme olarak karşımıza çıkar. Türk Kadınlarına 1930’lu yıllarda tanınan seçme ve seçilme hakkının günümüzdeki izdüşümüne bakıldığında hukuken kadınlara tanınmış olan seçme ve seçilme hakkının uygulamaya dönük yüzünün kadınların özellikle seçilme hakkının sağlanmasında çok yetersiz kaldığı ve pek sağlıklı işlemediği görülmektedir.

Demokratik toplumlarda sağlıklı seçme ve seçilme haklarının gerçekleştirilemediği durumlarda özgürlük yok olmaktadır. Seçme özgürlüğünün kullanılmasının yanında özellikle anayasal eşitlik ilkesinin son derece önemli bir parçası olarak seçilme özgürlüğü bağlamında ülkemizde ne yazık ki kadın erkek eşitliğinin sağlanamamıştır. Kadın erkek eşitliği bağlamında kadınların seçilme haklarında adalet ve seçilme haklarının kullanımında eşitlik yoktur. Tam da bu yüzden Türk Kadınlarının ve kadın sivil toplum örgütlerinin bundan sonraki yıllar boyunca da kadınların ve kadın sivil toplum örgütlerinin kadın erkek eşitliği ve toplumsal cinsiyet ayrımcılığıyla savaşması yanında seçilme hakkının kullanılması içinde ve seçme hakkının kullanılmasında kadın erkek eşitliğinin sağlanması için savaşması gerekmektedir.

5 Aralık 1934'te Anayasa'da yapılan bir değişiklikle de kadınlara milletvekili seçme ve seçilme haklarının tanınmasının 86.yılında; Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği olarak Tüm sivil toplumu, başta devlet kurumları olmak üzere tüm üniversite ve eğitim kurumları, basın yayın organları ve Kadın haklarıyla uğraşan sivil Toplum örgütlerini, kadın erkek eşitliğinin ve kadınların adil ve eşit bir düzlemde seçilme haklarının sağlanması için mücadele etmeye çağırıyoruz.

 

Türk Üniversite Kadınlar Derneği

5 Aralık 2020