1 EYLÜL DÜNYA BARIŞ GÜNÜ

Bugün 1 Eylül. Dünya tarihinde önemli bir savaş, yıllar önce bugün başladı. Bir
diktatörün elinde olan Almanya, çeşitli bahaneler öne sürerek Polonya’ya saldırdı.
Durup dururken, Polonya’nın küçük bir kasabasına saldırılmasıyla başlayan bu
savaş, nihayetinde 5 milyon insanın acılar içinde yaşamını yitirdiği beş yılın
başlangıcı oldu. Bu utanç yılları, insanın insana neler yapabileceğinin bir göstergesi olarak tarihe kazındı.
Her ne kadar Barış Günü, daha sonradan Birleşmiş Milletler tarafından 21 Eylül olarak ilan edilse de bu korkunç yılların başlangıcı olan bugünü anmadan geçmek
olmaz.
Polonya 36 gün içinde yenik düşüp Sovyetler Birliği ve Almanya tarafından pay edildiğinde, o zamanın diktatörü Hitler, “Almanya’nın zaferinden bir an bile şüphe duymadım” demişti. Uydurma senaryolarla kışkırtılan Alman ve Sovyetler halkı da bir zafer kazandıklarını düşünüp kendi liderlerini haklı bulmuştu. Oysa orada ölen insanlar, bu iki büyük ülkeye karşı bir avuç denebilecek kadar az ordusu ile karşı
koymaya çalışmış bir ülkenin masum insanlarıydı.
Tarih tekerrürden ibaret derler, oysa tarih tüm gerçekliğiyle aktarılabilirse bir sonraki nesillere, işte o zaman geçmişten ders çıkarılabilir. 1 Eylül’ün bu acı dolu 5 yılın doğru anlatılması ve yitip giden canların anılması açısından önemi büyüktür. Yeni nesillere, bu korkunç zamanları hatırlatmamız bu farkındalığa bağlıdır.
Gılgamış Destanı’ndan üç büyük semavi kitaplara kadar tüm kutsal sayılan
metinlerde yer alan Büyük Tufan’ın bitişini simgeleyen beyaz güvercin ve gagasında taşıdığı zeytin dalı, artık kara günlerin bittiğini anlatır. Büyük Tufan bittikten sonra tüm
semavi kitaplarda yazdığı gibi, bir gökkuşağı belirir. Bu gökkuşağı, bir daha böyle bir felaketin olmayacağının sözü gibidir.

Her karanlığın içinde bir aydınlık bulunur. Her gece, bir sabaha ulaşır. Toprağa
ektiğiniz her tohum, günün birinde bir fidana dönüşür. İşte bu nedenle tarihin o
karanlık sayfalarına bir aydınlık bırakmak için duyurulan bugünün, “Barış Günü” olarak ilan edilmesinin haklı nedenlerini biz de savunuyoruz. Tüm insanlık için “utanç
yılları” olarak bilinen o yılların pek çok sorumlusu vardı ancak baş aktör olan diktatör Hitler’in içinde barındırdığı nefreti ne kadar düşünsek de çözemeyiz, anlayamayız.
İnsan, çevresinde bulunan her şeye karşı sorumludur: Doğaya ve diğer insanlara.
Bizim sorumluluğumuz da bu Barış Günü’nde, geçmişte olanları hatırlatarak,
çocuklarımızı, gençlerimizi doğru eğitime, aydınlığa ve bilgiye yöneltmek olmalıdır.
“Boş başak dik durur” atasözünü aklımızdan çıkarmadan, sevgiye, iyiliğe, güzelliğe
karşı eğilerek, bir küçük çocuğun meraklı bakışları ve sevgisi ile bilgilenelim. Yolumuz ışıkla, barışla ve sevgiyle dolsun.

1 Eylül Dünya Barış Günü’müz kutlu olsun. Her gün umularımız ve aydınlanmamızla gökyüzüne, gagasında bir zeytin dalı olan bir beyaz güvercin gönderebilmek dileği ile.

Barışın yolu açık olsun.
Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği

Genel Başkan

Hülya Yüksel

Mat.Yük.Mühendisi