SÜRESİZ YOKSULLUK NAFAKASI HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORUZ?

Süresiz Yoksulluk Nafakası Hakkında Ne Düşünüyoruz?

Yoksulluk Nafakasının süresiz olmaması gerektiğini savunanlar;

1. Nafaka yükümlüsünü, nafaka yükümlülüğünden kurtulmak için, “genelde şiddet nedeniyle” boşanmış olan kadını sürekli takip ettiğini, çalışıp çalışmadığını, bir birlikteliğinin olup olmadığını denetleneceğini, bunun da o kadın için sıkıntılı bir durum olabileceğini; 2. Ayrıca; yoksulluk Nafakasının süresiz oluşunun; kadını ayakları üzerinde durmak için çaba sarf etmekten alıkoyduğunu; kadını kayıt dışı çalışmaya ve resmi olmayan birliktelikler yaşamaya zorladığını, ileri sürmektedirler.

Oysa ki meseleye 

Hukuki açıdan baktığımızda; 

4721 sayılı Medeni Kanunu mad: 175

Kanunun cinsiyet ayırımı yapmadan, yoksulluk nafakasını boşanma ile yoksulluğa düşen tarafın talep edebileceğini belirtmesine rağmen; maalesef ülkemizde yoksulluk nafakasını talep eden taraf daha ziyade kadınlar olmuştur.

Kanun koyucu süresiz yoksulluk nafakası ile daha ziyade, her şeyini bu evliliğe bağlamış, ömrünü eşine, çocuklarına, evine adamış bir kişinin evliliğinin sona ermesiyle düşeceği yoksulluğun giderilmesini amaçlamıştır. Yani bu bir nevi yardımlaşmadır.

Süresiz yoksulluk Nafakası talep eden taraf genelde hiçbir geliri olmayan, belki de evlendiği için yüksek okul okuyamamış, bir mesleği bulunmayan yada varsa da; mesleki tecrübesi olmayan kadındır.

Kaldı ki; yoksulluk nafakası süresiz değildir.

M.K.mad: 176 ‘daki şartların gerçekleşmesi halinde, nafaka alacaklısının çalışması, evlenmesi gibi.hallerde ortadan kaldırılacağı gibi

Toplumsal cinsiyet açısından baktığımızda toplumsal cinsiyet rollerine bakarak, şartların eşit olmadığını görürüz. Boşanma sonunda kadın erkeğe nazaran çok daha fazla hırpalanmakta, hatta kendisine dayatılan toplumsal bir kimlikle de iyice sıkıştırılmaktadır

Nafaka talep eden kadın iş bulma açısından da erkeğe göre dezavantajlı konumdadır.

Evlilikten önce ebeveyni tarafından; evlilik birliği içerisinde de eşi tarafından çalıştırılmamış olan kadına, “boşandın, artık çalışmalısın “ demek, son derece insafsızca bir yaklaşımdır.

Aslında; keşke kadın; boşanmadan sonra ayakları üzerinde durabilse, insanca yaşayabileceği geçimini kimseye muhtaç olmadan sağlayabilse. Ama maalesef boşanma durumuna gelinceye kadar çalışma hayatının dışında tutulmuş olan ülkemiz kadınları için bir imkânsızı dillendirmiş oluyoruz.

Ayrıca; takdir edilen nafaka miktarlarının son derece düşük olmasına rağmen, yükümlüleri tarafından ancak %20 sinin ödendiği, %50 sinin de tahsil edilemediği araştırmalar ile ortadadır.

DEVLET ‘in SORUMLULUĞU

1.Çocuk gelinlerin önünü kesebilmek, erken evlilikleri önlemek,

2.Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için gerek yargılamada ve gerekse de ıslah ve rehabilite açısından ciddi adımlar atmak,

3.Toplumsal cinsiyet eşitliğinin, eğitim, iş, siyaset gibi alanlarda sağlamak,

4.Gelir paylaşımında eşitlikçi bir tavır alabilmek.

Devletin bu önlemleri alması kadının durumunu güçlendirecektir.

Biz TÜKD olarak; devlet politikalarında kadına pozitif ayrımcılık ilkesinin sadece kadın açısından değil, toplum için bir kazanım olduğu ve kadın güçlendirilip dezavantajlı konumu düzeltilmeden yasa değişikliğine gidilerek süresiz yoksulluk nafakası tanımındaki süresiz ibaresinin kaldırılmasını doğru ve adil bulmadığımızı saygı ile bildiriyoruz.

Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği

Genel Merkez Yönetim Kurulu

Hukuk ve Yasa Takip Komisyonu

Kasım /2019