TÜRK ÜNİVERSİTELİ KADINLAR DERNEĞİ

SEN DEĞİŞ DOĞA GELİŞSİN VE İKLİM DEĞİŞSİN

TÜRK ÜNİVERSİTELİ KADINLAR DERNEĞİ
SEN DEĞİŞ, DOĞA GELİŞSİN ve İKLİM DEĞİŞSİN
Kazdağlarında, hükümet yetkililerine göre 15.000, farklı kaynaklara göre 195.000 civarında ağacın kesilmesi ile sonuçlanan ve doğanın tüm ekolojik dengelerini bozacağı belli olan antlaşmanın taraf firma yetkililerinin beyanatlarına bakarak zengin kaynaklara sahip ülkemizin doğası ve insanlarının hoyratça kullanıldığını ve tüm değerlerimizin yok sayılarak hareket edildiğini görüyoruz.
Bu yaklaşımın en acınası taraflarından biri de sahip olduğumuz kaynakların ilelebet var olacağı gibi mantık dışı bir yaklaşımın benimsenmesi ve bizlere dikte ettirilmeye çalışılmasıdır.
Doğaya bu kadar acımazsızca yaklaşmanın açıklamasının ülke ekonomisine katkı sağlanacağı veya çalışmalar sonucunda yok edilen alanların tekrar canlandırılacağı şeklinde olması ise bizleri YOK SAYMAKLA eşdeğerdir. Kesildiği belirtilen 195.000 ağacın yokluğunun bölge yapısı üzerindeki tahribatı giderilemeyecektir.
Doğa’ya karşı hoyratlığımızın sonucu olarak Türkiye’nin hızla kuraklaştığı hepimiz tarafından bilinmektedir.
Alansal yağış miktarı 2009 yılından bu yana %20 azalarak Türkiye’yi su stresi yaşayan bir ülke konumuna getirmiştir. 1990 yılında su zengini ülkelerde kişi başı su miktarı 3.000m3, bizde ise 1870 m3 civarındaydı. Bu değer günümüzde 1200 m3’lerde iken, 2030 yılında 700m3 olacağı ön görülmektedir. Uluslar arası normlara göre kişi başı su tüketiminin 2.000m3 ün altında olduğu ülkelerde “Su Azlığından”, 1.000m”ün altındaki ülkelerde ise “Su Fakirliğinden” bahsedilmektedir.
Nufüs artışı, plansız şehirleşme, enerji tüketimindeki artış dikkate alındığında yukardaki verilere dayanarak ülkemizin “Su Fakiri” bir ülke olma yolunda olduğu açıktır.
Bölgesel ve küresel iklim değişikliklerinde ki geri dönüşü olmayan yada önlem alınsa bile düzelmesi için asırlarca beklenmesi gereken olgular Türkiye’de de yaşanmaya başlamıştır. Mevsimlerdeki ani sıcaklık ve soğukluk değişimleri, hortumlar, yaz günü dolu yağması, toz, kum fırtınaları; 50, 60 yaşlardaki bizlerin ” Bu Havalara Ne Oluyor?” dememize neden olmaktadır. Akdeniz havzasında olan Türkiye zaten yaz kuraklığı yaşayan bir ülke olarak hızla geri dönüşü olmayan iklim değişikleri ve kuraklık ile karşı karşıya bulunmaktadır.
Küresel ısınmanın +3 derece artmasının Türkiye’de hissedilen karşılığının +6, +7 derecelerde olacağı belirtilmektedir. Bunun sonucu olarak;
Su kaynaklarının azalması,
Ekolojik zarar,
Orman yangınları gibi bir çok doğal afetin olması ile birlikte bu durumdan en çok etkilenen kesimin kırsallarda yaşayanlar, kadınlar, çocuklar, yoksullar olacağı aşikardır.
Yaşam,
Su,
Ekolojinin Korunması
Biz insanoğlunun en doğal Haklarıdır ve bu hakların korunması için Bilinçli ve Aktif olarak hareket etmemizin gerekliliği ortadadır. Sorumlu bireyler olarak biz değişir isek Ülkemizin doğal kaynaklarına karşı duyarlı olursak iklimin ve doğanın korunacağı kesindir.
Yaşam tarzımızı değiştirmemiz, yaşadığımız ortama karşı daha duyarlı hareket etmemiz, savrukluğu ve çılgınca tüketim alışkanlıklarımızı terk etmemizin zamanı gelip geçmektedir.
Kazdağlarında yaşanan Doğa Katliamının önüne geçilmesini ve en kısa sürede yaratılan hasarın giderilmek üzere çalışılmaya başlanmasının önemini belirtirken, Tabiat Ana adına üzüntülerimizi dile getiriyoruz.
Biz, Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği olarak şubelerimizin bulunduğu illerde TÜKD ormanları oluşturmaya, daha önceden dikilen fidanlarımıza gereken önem ve özeni göstererek, Doğa’ya bize verdiklerine karşı daha duyarlı olarak geri dönmeye karar verdik.
Saygılarımla
Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği
Genel Başkan
Hülya Yüksel
Mat.Yük.Mühendisi