TÜRK ÜNİVERSİTELİ KADINLAR DERNEĞİ

KADINA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI ULUSLARARASI MÜCADELE GÜNÜ

1960'lı yıllarda Dominik Cumhuriyeti’ni yönetenler tarafından katedilen Mirabel Kardeşler ile başlayan Kadının Özgürlük mücadelesinin hareketi, 1999 yılında BM'nin 25 Kasım tarihini "Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü" günü olarak ilan etmesi ile bugünlere kadar geldi.

Dünya’da olduğu gibi ülkemizde de kadına karşı şiddet, fiziksel şiddet olarak başlayıp cinayetle sonuçlanmaktadır.  Cinayet, eş, eski eş, arkadaş yada aile büyükleri tarafından ev içinde ya da toplumsal alanda gerçekleştirilmektedir.

2012’de kabul edilen, 2014’de yürürlüğe giren İstanbul Sözleşmesi’ni ilk imzalayan Türkiye Cumhuriyeti’dir. Sözleşme şartlarının yerine getirilmesi için, 6284 sayılı kanun ile yasal tedbirler alınmıştır. İstanbul Sözleşmesi dünya genelinde kadın hareketlerinin en somut kazanımıdır.  Sözleşme aile olmayı, evlilik birliği içinde olmayı veya olmamayı dikkate almadan her ortamda kadına şiddeti önleme amacı taşır ve bunu gerçekleştirecek önlemleri belirler. Kadına karşı şiddeti önleyecek tedbirlerin alınması, mağdurun korunması, failin cezalandırılması prensiplerine yer verir.

Şiddetin önlenmesi toplumun görevidir. Görsel ve yazılı basın, dini sövlevler, siyasetçiler, iş insanlarının söylemleri ve mesajları şiddetin önlenmesi konusunda üzerine düşeni yapmalıdır.

Şiddet mağdurunun korunması için, alınması gereken önlemler, mağdurun yaşam alanının korunması, iş ve meslek sahibi olmalarının sağlanmasıdır. 

Failin cezalandırılması aşamasında, cezanın caydırıcı olması, cezanın alt sınırının uygulanmasında titiz davranılması, takdiri ve iyi hal gibi indirimler uygulanmamalı, fail ve mağduru karşı karşıya getirebilecek durumların yaratılmamasına dikkat edilmelidir.

Kadına karşı şiddetin sonuçları, aileyi ve toplumu derinden sarsacağı için bütün kurumlar bu bilinçle hareket edip, önleme tedbirlerinin alınmasına ve uygulanmasına yardımcı olmalıdır. Bu husus, insanlık görevi olduğu gibi yasal görev ve zorunluluktur.

Kadına karşı ayrımcılığa ve her türlü şiddete karşı olan Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği  toplumun  bu  konuda farkındalığını arttırmak amacı ile ülke genelindeki şubeleri ile 25 Kasım - 10 Aralık tarihleri arasında “Kadına Yöneliş Şiddete Hayır”  başlığı  altında  etkinlikler düzenleme kararı almıştır.

24 Kasım tarihinde Eskişehir şubemiz ile başlayan hareket 10 Aralık tarihine farklı şubelerimizin bulundukları illerde devam edecek ve 10 Aralık tarihinde bundan 100 yıl önce Ülkenin işgalini protesto etmek amacı ile Kastamonu'da toplanan 3.000 e yakın kadının anısına saygı amacı ile seçtiğimiz Kastamonu ilimizde şubeler arası toplantı ile sonlandırılacaktır.

Bizler, kadının gücünü vurgulamanın en etkili yolunun kadının birlik ve beraberliği olduğunu, bu birlik ve beraberliği tek ses olarak, dayanışma ile vermenin çok önemli olduğunu belirterek, ilgili kurum, kuruluş ve bireyleri birlikte hareket etmeye davet ediyoruz.

Kadına karşı şiddet insan hakları ihlalidir, insan hakları anayasalar ve yasalarla koruma altına alınmış olmasına rağmen kadınlar ile erkekler arasında varolan eşitsizliğin ailede, toplumda, iş hayatında süregelmesi insan hakları ihlalidir.

 1949 yılında kurulan, bu sene 70.yılını Kastamonu'da kutlayacak olan Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği, kadının her alanda var olması, cinsiyet eşitsizliğinin ortadan kalkması, her türlü şiddetin engellenmesi, genç kızlarımızın iyi eğitim alması gibi kadını ilgilendiren her alanda çalışmalarını devam ettirecektir.

Kadının yaşam hakkının elinden alınması insanlık suçudur.

Saygılarımızla

Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği

Genel Başkan

Hülya Yüksel

Mat.Yük.Mühendisi